Paylaşım Sitesi  

Geri git   Paylaşım Sitesi > Spor Sayfası > Beşiktaş
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Tags: , , , , , , , ,

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 11-05-2007, 12:35
Üye
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 829
Tecrübe Puanı: 125002
theking has a reputation beyond reputetheking has a reputation beyond reputetheking has a reputation beyond reputetheking has a reputation beyond reputetheking has a reputation beyond reputetheking has a reputation beyond reputetheking has a reputation beyond reputetheking has a reputation beyond reputetheking has a reputation beyond reputetheking has a reputation beyond reputetheking has a reputation beyond repute
theking - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Spor yazarlarının derbi yorumları/ A.Çakar: Suçlu Arzuman değil, MHK'dir!

Erken gol dezavantaj!

Kazım Kanat - Sabah

Şunu iddia etsem; "Erken gol Beşiktaş için avantaj değil, dezavantaj oldu" ne dersiniz? Biliyorum ki; hadi canım sen de dersiniz. Hatta golün erkeni veya geçi mi olurmuş dersiniz. Yani bu düşünce ile alay edersiniz!...
Oysa gerçek şudur; Böyle büyük maçlar Beşiktaş'ın erken gol atması dezavantajdır. Neden derseniz, şunu derim; Delgado'nun araya bıraktığı harika topu Bobo gol yaptığı an çok şey değil, her şey değişti.
Ne değişti derseniz şunlar derim;

1-Zico, tüm riskleri alarak, " şablon taktikten" vazgeçerek takımını hücuma çıkardı.

2-Sağlam, skoru korumak için, " geriye yaslanan" takımını ileri çıkaramadı.
Peki ne oldu? Elbette beklenen oldu. Beşiktaş bu kadar geriye yaslanırsa gol kaçınılmazdı. Onca kaçan pozisyondan sonra, Beşiktaş kornerden yani bir ölü toptan gol yedi. Soru şuydu; Deivid'in şutunu TandoğanArıkan ikilisi böyle mi önlemeliydi? Bu iki golden sonra skorda denge sağlandı.

Sonrasında oyun Zico ve Sağlam'ın kontrolünden çıktı. Daha sonra da maç, 'kontratak savaşına" dönüştü.

Maçın kaderini ise kurşun asker gibi "Önce rakibi yok et" felsefesiyle oynayan iki takımın ön liberoları baş rolü oynadı. Beşiktaş'ın iki ön liberosu (Avcı-Cisse), F.Bahçe'nin büyük baskısına direnemediler. Oyuna çıkan iki Fener liberosu (Aurelio ve Barış) maça damga vurdular.

İlk 45 bittiğinde iki soru vardı;

1-Tello oynasaydı ne olurdu? (Tello yok diye sistem değişti)
2-Gökhan Zan sakatlanmasıydı ne olurdu? (Çünkü; Diatta oyuna girdi ve Beşiktaş yine yüksek toptan gol yedi)
İkinci 45'te iki pozisyon maçın kaderini değiştirdi;

A-Beşiktaş, hücuma çıkarken topu kaptırdı, kontra yedi. Kaleci Arıkan topu sektirince elbette altı pasların kralı Semih affetmedi. (Bu gol Fener'in dirilişi oldu)

B-F.Bahçe hücuma çıkarken, Mathias Delgado topu kaptı. Üç savunmacıyı çalımla geçti. Bu çalımı kaleci Demirel'e atabilir di, atmadı. Sonra da topu dışarı attı. (Bu Beşiktaş'ı moral olarak çökertti!..)
Beşiktaş egoizminden kaybetti. Önce Bobo sonra da Karadeniz "Ben atayım, kahraman olayım" diye pas vermediler. Bu takıma ihanet.

MESAJ: Hakemler her maçtan önce (Milletvekillerinin, mecliste yaptığı gibi) "Bu maçı dürüst ve tarafsız yöneteceğiz" diye namus ve şerefleri üzerine yemin etmeli. Bu görüşümden kim ne anlarsa!

__________________________________________________ _________



Suçlu Arzuman değil, MHK'dir!

Ahmet Çakar - Sabah

49 gün Süper Lig'de maç verilmeyen Arzuman derbiye atandı. Deivid'e ikinci sarı kartı göstermesi gereken Arzuman, uydurma bir faulle Beşiktaş'ın golünü de yedi.

Merkez Hakem Komitesi derbiye İsmet Arzuman'ı atadı, ortalık ayağa kalktı. Çünkü İsmet Arzuman ligin beşinci haftasından bu yana Süper Lig'de maç yönetmemişti. En son 15 Eylül'de düdük çalmış ve dün geceye kadar, yani 49 gündür MHK onu Süper Lig'den mahrum etmişti. Ama ne hikmetse sonbahar geçti, kışa girdik ve nihayet Arzuman derbiye atandı.

İddia ediyorum dünyanın hiçbir ülkesinde böylesine kritik bir derbiyi yönetecek bir hakem 49 gün bekletilmez. "Ne olacak canım!" derseniz dün geceki olaylar olur. Arzuman, MHK'nın yaptığı bu saçma sapan atama yüzünden baskı altında kalır. Bilinçaltı, yorgunluk dakikalarında Arzuman'ı etkiler. Yanlışları doğru, doğruları da yanlış olarak görmeye başlar. Maçta hakemlik yönünden iki kırılma noktası var.

İlki maçın bitmesine yaklaşık 20 dakika kala Deivid'in yaptığı bir faul. Karar çok net bir sarı kart olması gerekirken Arzuman'ın bilinç altı ona bunu sarı kart olarak göstertmedi. Oysa ki, bu kart Deivid'in ikinci sarı kartı olacaktı ve oyundan atılacaktı.

İkincisi ise son dakikadaki o talihsiz pozisyon. Bobo ile Gökhan Gönül topa yükseliyorlar, Bobo'nun sol kolu yükselmek açısından yukarı doğru kalkıyor. Dirsekle itme ya da çekme yok. Ama Arzuman, maalesef bir faul yaratıyor. Pozisyonun devamında da Beşiktaş'ın beraberlik golü geliyor.

7 HAFTA NADASA BIRAKINCA
Maç boyunca böylesine pozisyonları oynatan Arzuman "Aman son saniyede bir şey olmasın" deyip faulü yaratıveriyor. Aynı Arzuman maç boyu çok da tuhaf kararlar verdi. Mesela Cisse'ye kendini aldattığından dolayı sarı kart veriyor, ama benzeri pozisyonlarda sarı kartını kullanmıyor.

Sonuç olarak Arzuman da bir insan. Ona kızamıyorum. Kabahat onda değil, onu 48 gün nadasa bırakıp kurtlar sofrasına atan MHK'dedir.
Böylesine provokatif, hatalı, böylesine bilgi ve deneyimden yoksun bir tayini yapan MHK'yı kınıyorum.


__________________________________________________ ___________


Bobo hançerledi

Levent Tüzemen - Sabah



Zico ve Ertuğrul Sağlam'ın, takımlarını iki ön libero ile derbiye sürmesi "Önce kaybetmeyeyim" anlamındaydı. Beşiktaş, Bobo ile erken gol bulurken, pozisyonun yaratıcısı Matias Delgado idi. Gol sonrası Beşiktaş alan savunması yapmaya başladı. Orta alanını defansına yakın tutan Beşiktaş, rakibinin en büyük silahı olan ayağa pas organizasyonuna fren koydu. CisseKoray ikilisi rakibi karşılamada başarılı idi ama topu oyuna sokmakta pasif kalıyorlardı. Fenerbahçe'de Deniz Barış baskı altında kolay top kaybediyor, Aurelio orta alanı tek başına idare ederken, hücuma da destek oluyordu.
Günümüz futbolunda beklerini hücuma çıkaramayan takımlar pozisyon üretmekte zorlanır. Fenerbahçe pozisyon üretemiyordu. Çünkü Burak ve Serdar Özkan'ın baskısından kurtulamayan Carlos hücuma çıkamıyor, Vederson kolay top kaybettiği için de Carlos'un hücuma çıkarken attığı deparlar etkisiz kalıyordu. Beşiktaş, top rakibindeyken iyi kapanıyor, Delgado tek başına hücuma akıllı toplar taşıyor ve Bobo da Lugano-Edu ikilisinin önünde duvar olup, kolay top tutuyordu. Fenerbahçe'nin beyni Alex fizik güç yetersizliğinden olacak oyuna etki edemiyordu. Duran toplardan gol atmak Fenerbahçe'nin bir başka silahıydı. Alex-Aurelio-Deivid işbirliğinde sarı-lacivertliler bir ölü toptan beraberliği yakaladı.

Deivid'in arka direkte kendisini unutturması ve vurduğu kafa zekası ie becerisinin ürünüydü. Gol sonrası Beşiktaş skoru koruma telaşına düştü, Serdar ÖzkanBurak ikilisi orta alana destek için içeri girerek oynamaya başlayınca genç yıldız Gökhan Gönül kanatlardan etkili gelmeye başladı.

SAĞLAM GEÇ KALDI
İkinci yarıda Beşiktaş aynı oyun planı ile oynamaya devam edince Fenerbahçe, Carlos ve Gökhan'ın ileri sık çıkması ile bol pozisyon üretmeye başladı. Fener baskısı 59'da golü getirdi, Deivid'in sert şutunu kaleci Hakan elinden kaçırınca Semih affetmedi. Ertuğrul Hoca, futbol bilgisi derbiye yetecek kapasitede olmayan Burak'ı, Higuain ile değiştirmekte geç kaldı. Fenerbahçe skor avantajını eline geçirdikten sonra etkili pas yapmaya başladı. Beşiktaş daha çok pozisyon buldu, hatta kazanabilirdi. Ama Bobo, Beşiktaş'ı adeta hançerledi, ilk yarıda Burak'a topu çıkarmaması egoistçeydi, ikinci yarı da boş kaleye golü atamadı. Genç Batuhan'ın Hugain'e pas vermeyip "Golü ben atayım" hırsı şımarıklığının eseriydi.


__________________________________________________ ______________


Nasıldı, nasıl oldu...

Mustafa Denizli - Milliyet

Fener'in, Beşiktaş'a karşı üstünlüğü sadece frikik ve kornerlerde olabilirdi, ilk golü de böyle buldu


Bir derbi düşünün... Bireysel olarak da, takım olarak da rakibinden daha üstün olan Beşiktaş, Delgado'nun nefis pasıyla defansın arkasında topla buluşan Bobo'nun golüyle oyuna başlıyor ve büyük bir avantaj yakalıyor.

Fenerbahçe ise ileriye pas yapamıyor. Diyelim ki, pas yapacak, kime, nerede yapacak? Önde tek forvet Semih var. Olabilir... Ama hep yalnız kalıyor. Alex ve Deivid geç gidiyor. Deniz, Aurelio ve Vederson destek veremiyor. Semih'in bire birde süratli ve çabuk oyuncu olmadığını biliyoruz. Semih'in etkinliği çevresi kalabalık olduğu zamanlarda ortaya çıkabiliyor.

Oyunun başka bir önemli noktası hakemdi. Maçtan önce eğer bir hakem bu kadar çok konuşulursa sonuç ne olursa olsun maçtan sonra daha çok konuşulacaktır. Fakat bunlar artık Türkiye'de sıradan hadiseler haline geldi. Yazık kere yazık. İleride derbilere yabancı hakem isterlerse hiç şaşmayalım.
Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'a karşı üstünlüğü frikik ve kornerlerde olabilirdi, ilk golü de böyle buldu. Halbuki Beşiktaş daha etkili ataklar yaptı. Öndeki Bobo'yu, Delgado, Burak ve Serdar Özkan destekledi,rakibinden daha fazla pozisyon buldu. Ama Bobo ve diğer oyuncular iyi vuruşlar yapamadı. Final pasları da yeterince iyi değildi. Bu pasları sadece Delgado yapabiliyor. Tartışmasız Türkiye'nin en etkin asist yapabilen oyuncusu olan Delgado kayıplarına rağmen sonucu mutlaka değiştirebiliyor.

Esasında maç güzel mi oldu, kötü mü oldu, bu gerilimde fark edemiyorsunuz. Çünkü hakemin her kararına tepki geldiği için gereksiz ortam gerilmesi ortaya çıktı.

İsmet Arzuman nasıl bir yönetim gösterdi, fazla girmek istemiyorum. Ama hakemin, futbolculardan 5 misli gergin ortamda başladığı kesindi. İşi hiç de kolay değildi. Buna rağmen bence 1-2 önemli hatasının dışında güzel maç yönetti. Benim tespit ettiğim en büyük hatası, Deivid'e ikinci sarı kartını çıkarmamasıydı. Uzatmada Higuain'in kafayla ağlara gönderdiği toptan önce çalınan bir düdük varsa, söylenecek bir şey yok. Ama şu bir gerçek ki bu maç burada unutulacak, hakem tartışmalarının boyutu ise nerelere kadar gidecek Türkiye bunu yakından takip etsin...
Fenerbahçe'de bir adım öne çıkanlar Gökhan, Aurelio, Vederson biraz da Semih oldu. Beşiktaş'ta Delgado etkindi, Bobo ilk yarıda çalışkan ve etkiliydi. Koray pasif gözüktü. Çok yetenekli bir oyuncu olan Burak'ın gereksiz şeylerle uğraşması ise önündeki yollara diken döşeyeceğe benziyor.
Neticede gerginlikler içinde bir maç sona erdi. Oyunda fazla gerilim yoktu, ama golün iptalinden sonra maçın bitmesi ortamın gerilmesini kaçınılmaz hale getirdi.


__________________________________________________ ___________


Fener hak etti

Rıdvan Dilmen - Milliyet

Derbinin bende bıraktığı en önemli iz, iki takımın girdiği pozisyonların rakip hatalardan oluşuydu. Organize atak sayısı çok azdı.


Derbi 1-0 Beşiktaş'ın lehine başladı. Daha iki takım sahaya yerleşmeden, Fenerbahçe kendi ceza sahası dışında hazırlık pasları yaptığı sırada Deniz'in kaptırdığı topu alan Delgado, Bobo'yu kaçırdı. Bobo da golü yaptı.
İşte bu anda bütün stratejiler değişti. Beşiktaş arkaya yaslandı, kontratak denedi. Fenerbahçe risk aldı, beklerini de ileri çıkardı. Bir duran topta 1-1'i yakaladı. Maç tekrar dengelendi ama biraz Fenerbahçe ağırlıklı oynanıyordu. İki takım adına da pozisyonlar topla çıkışlarda yapılan hatalardan doğdu. Hem Beşiktaş, hem de Fenerbahçe bu yüzden ani kontrataklar yedi.
İkinci yarının 5. dakikasından sonra Fenerbahçe üstünlüğü ele aldı. Golü aradı, aradı, sonunda da buldu. Islak zeminde beklediğimiz tehlike oldu ve Deivid'in şutunda Hakan'dan seken topa Semih dokundu. Daha sonraki bölümde Fenerbahçe konrataktan üçüncüyü bulmaya çalışırken, ilginçtir kontrataktan pozisyon yedi. Yine orta sahanın kaybettiği topta maç boyunca iyi ara paslar atan Delgado'nun nefis ara pasında Bobo, Volkan ile karşı karşıya kaldı ancak açısı kapanınca auta vurdu.


Kartlar etkiledi

Zico, sakatlıktan yeni çıkan Alex yorulunca yerine Tümer'i aldı. Doğru da yaptı. Maçın bende bıraktığı en önemli iz, iki takım oyuncularının girdikleri pozisyonları hep rakibin hatalarından yakalayışlarıydı. Organize oluşan pozisyon sayısı çok azdı.

Gökhan Zan'ın maçın başında sakatlanması, diğer stoper İbrahim Toraman ile ön libero Cisse'nin daha ilk yarıda sarı kart görmesi göbekteki hamlelerde dikkat gerektirdi. Bu da Beşiktaş adına büyük dezavantajıydı.
Fenerbahçe büyük seyirci desteğini arkasına alırken, oyun içinde de ibreyi hep kendi yönünde tuttu ve hak ederek kazanmasını bildi.


__________________________________________________ _________


Yanlış ilaç

Vedat Okyar - Vatan


Futbolda tılsım da yoktur büyü de. Beşiktaş 7 sezondur F.Bahçe Stadı’nda maç kaybetmiyordu. Büyü mü vardı? Ne alakası var be kardeşim? İyi bir takımın vardı, Sergen diye, Tümer diye iki de ustan; F.Bahçe maçlarını kulaklarından tutuyorlardı. Öne de geçsen frene basıyorlardı, topu öbür tarafta tutuyorlardı. Az hücum yiyordun, onun için de ya kazanıyordun ya da en azından kaybetmiyordun.

Dünkü Beşiktaş’a bakıyorum. Daha oyunun başında öne geçmişsin, oyunu tutacak adamın yok. Bir de geriye kaçtın, gömüldün, o sıcağa kar mı dayanır? Öyle ya da böyle 1 tane yiyecektin, yedin de. Zaten artık Beşiktaş takımına atılan kornerler penaltı kadar tehlikeli. Yediğin ikinci gol, kaleci hatası. Bu Hakan ya maç kurtarıyor ya maç kaybettiriyor. Ortası yok, bozuk.

Hayrettir, maç F.Bahçe ağırlıklı gibi oynandı, yüzde bin 3 tane gol kaçıran taraf, Beşiktaş takımı. Bobo golü attı, tamam. Kaçırdığı 2 top var, akıllara zarar. 2.’yi kaçırdığında bir arkadaşı bomboş, ona vermedi. Batuhan’ın kaçırdığı bir gol topu var, Higuain bomboş. Kaleye itecek, vurmayacak da. Böyle maçlarda böyle goller kaçarsa rakip 1-2 tane sıkıştırır.

‘SAĞLAM’ HATALAR!

Burak ile maça başlamak yanlış. Yanlış hesap Bağdat’tan döner. Higuain gibi ayağına çabuk bir oyuncuyla deplasmanda oynamak lazımdı. Burak, bırak topu takımında tutmayı, top rakipteyken hücum faul yapıyor. Tello’nun büyük eksikliğini ben hissettim, takım da etti. Gökhan Zan, sırça bir bebek. O fiziğinyle bir adam nasıl 15 dakikada bir sakatlanır? Adamım dediğim Koray da 1-2 haftadır arazi. Ara ki bulasın.

Maçın hakemleri İsmet Arzuman için, maçtan önce çok konuşuldu, şimdi bu uzatma konuşulacak. Son çaldığı düdüğü çözmüş değilim. Yan hakem bayrak kaldırmadığına göre ofsayt yok. Verdiyse faul düdüğü verdi. Düdüğü öttürdükten sonra arkasına dönüşü bu düdüğün izahı olacak herhalde.

Ancak hakemin yardımcılarını çok beğendim. Hiçbir yanlış ofsayt bayrağı kullanmadılar. Orta hakeme de doğru faullerde yardımcı oldular.

Maç öncesi yazdığım yazıda “Kim kaybederse kaybetsin eyvah maçı değil” demiştim. Bundan vazgeçmiş de değilim. Şimdi Ertuğrul Sağlam ve ekibi şapkayı masanın üzerine koyup düşünecekler. Dün akşamki oyunun ilacı topu kendi kalenden uzakta tutmaktı, onu beceremediler.


__________________________________________________ __________


1 puan almalıydı

Haşmet Babaoğlu - Vatan


Takımda Bobo varsa ve günündeyse her an gol pozisyonu yaratabilir, gol kaçırabilir ve en sonunda golü de bulabilirsin.

Fakat kalende Hakan varsa ve ceza sahasına sert toplar atılıyor, karamboller oluşuyorsa her an gol de yiyebilirsin...

Beşiktaş açısından dün akşam ilk yarının özeti böyle de yapılabilir.

Yani biri çıkıp “3. dakikada Bobo ve 29. dakikada Hakan klasiği izledik, devre 1-1 bitti” diye özetlese çok yanlış olmaz. Ayrıca 45 dakikaya bu kadar çok pas hatasının sığdırıldığı bir maçı epeydir seyretmemiştim. Bu yüzden takımlar ikinci yarıya pas hatalarını azaltma ve taktik disipline daha fazla uyma amacıyla çıktılar. Ama bu kez de tempo düştü. Malum, futbolumuzda hem hızlı sürüp hem de direksiyon hakimiyetini kaybetmemek imkansız denecek kadar zor.


***


Tempo düşünce F.Bahçe’nin artıları öne çıktı, Beşiktaş’ın eksileri göze battı. Bir de ciddi bir eksik vardı. Yokluğunda değeri daha iyi anlaşılan biri, Tello...

Sağ kanat deseniz, ikinci yarıda orada siyah beyazlı bir futbolcunun oynadığından emin değilim. 50’li dakikalardan başlayarak Roberto Carlos ve Vederson o koridorda ellerini kollarını sallayarak dolaştılar. Nedendir bilmem, Ertuğrul Sağlam da bunu seyretti.

İlk yarıda orta sahada topu ayağına alan rakip futbolcunun üzerine ikişerli, üçerli bastıran siyah-beyazlı orta saha 60’dan sonra yoruldu, tükendi.

Yine de Beşiktaş’ın Kadıköy’den 1 puan alarak ayrılması gerekirdi. Daha önce düdük çaldığını söyleyen İ.Arzuman buna izin vermedi.


***


Şimdi bazı noktaları alt alta sıralayalım.

1. Kabul etmek gerekir ki, Gökhan Zan çıktı, Beşiktaş savunması bir daha aynı ritmi tutturamadı!

2. Burak, ilk yarıdaki çok verimli atakların top kaybetme şampiyonuydu. Çıkması için 63 dakika beklemek gerekir miydi? Yoksa bu umutsuz gecikmenin nedeni Burak’ın yerine girecek Higuain’in ondan da beter olması mıydı?

3. Böyle derbilerde Beşiktaş’ın orta saha ve forvet transferlerinin tartışmalı olduğu daha net biçimde ortaya çıkıyor. Cisse dahil orta sahada ayağını yere sağlam basan oyunu iki yönlü ve akılcı biçimde oynayan bir tek adam yok. Nasıl iş bu?

4. Sayılmayan golün tartışması Beşiktaş teknik ekibine şunu unutturmamalı. Forvette bu kadar etkisiz bir F.Bahçe kolay kolay bulunmaz! Maçtan mutlaka puanla; hatta puanlarla ayrılınmalıydı.
__________________
Sitemize Faydalı Olmak İstiyorsanız alexa tollbar İndiriniz Bilgisayarına Kurunuz Tşkler
[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Üye olmak için tıklayın...]
İhbar Ve Sikayetleriniz İçin

Bu Sevdadan Vazgeçersek Allah BELAMIZI Versin!!!
[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Üye olmak için tıklayın...]

Başın öne eğilmesin aldırma kartal aldırma
Başın öne eğilmesin aldırma kartal aldırma
En büyük sen değil misin
Aldırma kartal aldırma
Aldırma kartal aldırma
Kartal aldırma
Dışarda yüz bin taraftar
Bir gün ağlar bir gün coşar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma kartal aldırma
Aldırma kartal aldırma
Kartal aldırma
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık


Style Webmasteriz
Powered by vBulletin® ~ Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.1.0