![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| Tags: olur, pismaniye, pismanmi, yiyen |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|||
|
İLÜSTRASYON: THE NEW YORK TIMES MAGAZINE
Sağlıklı bir hayat sürmek isteyenler olarak reçeteli haberlerden kafası karışanlardan mısınız? Domates kanseri önler mi, pişmaniye kalbe iyi mi? Sonra aksi kanıtlanırsa suçu bilimde mi, medyada mı aramalı? SİNAN SEYHUN (Arşivi) Gazete sayfalarının vazgeçilmezleri arasında bulunan sağlık haberleri, durmak bilmeden bize hangi sebze meyveleri yememizin hangi kanseri önleyeceğini, hangi vitamini alırsak ömrümüzün kaç sene uzayacağını anlatıyor. Önerileri farklı olsa da haberlerin şablonları aynı. Hepsinde bir araştırma grubu hikâyenin öznesi olarak karşımıza çıkıyor. Britanyalı, ABD'li, İspanyol veya bambaşka bir ülkeden gelebilen bu araştırmacılar ne yer ne içer, hepsi al yanaklı, sağlıklı insanlar mıdır bilmiyoruz, ama başlıklardan heyecanlanıp yaptıkları araştırmaların sonuçlarına bakmadan edemiyoruz. Birkaç istatistik ve uzmandan alıntılarla süslenen sağlık haberleri, bize mucize yaratan yiyecek-içeceklerden, hastalıklara deva olan ilaçlardan bahsediyor. Hızlıca göz gezdirip, söz konusu hastalığın yılda kaç kişinin hayatına mal olduğunu da öğrenerek bilgileniyoruz. Araştırmacılara çok şükür, artık 'Acılı yeme ülser olursun' müdahalelerine 'Biz Adana'nın içindeniz' yerine, 'Metabolizmayı hızlandırır, prostatı önler, bir de şarap açalım, yüz sene yaşayalım' diyerek cevap verebiliyoruz. Henüz, 'Nazar etme ne olur, ceviz ye senin de olur' gibi atasözlerimiz olmayabilir, ama son yılların sağlık furyasından hepimiz payımızı almış bulunmaktayız. Buraya kadar her şey güzel. Fakat sağlık haberlerini sık okuyan biriyseniz fark ediyorsunuz ki, bu haberlerde yer alan bilgilerin bir süre sonra eksik veya yanlış oldukları ortaya çıkabiliyor. Prostat kanseriyle savaşta ilk cephede yer aldığını sandığımız domatese olan güvenimiz, 'Domatesin, prostat kanserine karşı en etkili gıdalardan biri olduğu görüşü darbe aldı' başlığıyla yıkılabiliyor. Aynı gazetede bir ay arayla 'Alkol kanser riskini azaltıyor' ve 'Alkol kanser riskini artırıyor' başlıklı iki haberle de karşılaşabiliyoruz. Omega-3 yağlarının, nar ve havuç suyunun faydalarını okuyoruz ama artık şüpheyle yaklaşıyoruz. Sağlık haberlerinde kendiliğinden oluşan bu baş döndürücü tutarsızlık Türk medyasına özel bir durum değil. Bu tarz haberler dünyanın her yerinde gazete, televizyon ve internet üzerinden yayınlanıyor ve kısa süre arayla çıkan haberler birbirleriyle çelişebiliyor. Bu da insanın aklına şu soruyu getiriyor: Tıpta yapılan araştırmalar mı kusurlu, yoksa medyanın bilgi veriş şeklinde mi bir yanlışlık var? Esasında durum bundan biraz daha karışık. Sağlık haberleri okurken yaşayabileceğimiz şizofreni kafamızı kurcalarken, The New York Times Magazine'in 16 Eylül 2007 sayısında yayımlanan Gary Taubes imzalı makale imdadımıza yetişti. Tıp dünyasının son 50 senelik tarihinden örnekler veren yazar, birçok yiyecek ve ilacın insan vücuduna etkileri hakkındaki teorilerin zamanla nasıl değiştiğini sıralıyor. Makale aynı ilaç veya yiyecek üzerine yapılan iki araştırmanın birbirini tutmayabildiğini, bazı araştırmaların sonuçlarını kontrol etmek için daha pahalı ve uzun vadeli çalışmalar yapmak gerektiğini vurguluyor. Burada örnek olarak anlatılan hikâyelerden biri, östrojen tedavisinin tarihiyle ilgili. Menopozun istenmeyen etkilerini azaltmak için kullanılan östrojen hormonunun kullanımı, 1960'ların sonundan itibaren hormon tedavisinin yaygınlaşmasıyla artmış. 1990'ların ortasına gelindiğinde ise uzmanlar bu hormon tedavisini, kalp rahatsızlıklarının ve osteoporoz hastalığının önlenmesi için bütün yaşlı kadınlara önermeye başlamışlar. Doktorların söz birliği etmişçesine neredeyse bütün kadın hastalara önerdiği bu tedaviyi, 2001 yılına gelindiğinde Amerika'da 15 milyon kadın uyguluyormuş. 2002 yılında gündeme bomba gibi düşen bir araştırma östrojen tedavisinin kadınlarda kalp rahatsızlığı riskini artırdığını ortaya çıkarınca, haliyle bu uygulamaya son verilmiş. Derdini anlatmak için östrojen örneğini kullanan makalenin yazarı, faturayı tıp dallarından biri olan 'epidemioloji' bilimine çıkartıyor. Epidemiolojik araştırmalarda uzmanlar, bir hastalığın (kanser, ülser vb.) değişik hayat tarzlarını benimseyen veya değişik ilaçlar kullanan iki insan topluluğu (domates yiyen ve yemeyenler) arasındaki görülme oranlarına bakıyor. Sonrasında, iki topluluk arasında hastalığın görülme oranındaki farktan yola çıkarak bazı 'gözlemsel' sonuçlara varıyorlar. Örneğin, araştırmada domates yiyen grup içinde kansere yakalanma oranı daha düşük çıkıyor. Fakat sonucun niçin ve nasıl böyle çıktığını bilmeden 'Domates yiyen kansere yakalanmaz' demek mümkün değil. Bu sebep-sonuç ilişkisini kurabilmek için, bahsettiğimiz epidemiolojik araştırmaları takiben zahmetli ve uzun süren bazı klinik deneylerin yapılması gerekiyor. Uzun lafın kısası, medyada çıkan sağlık haberlerinin kaynağını oluşturan epidemiolojik araştırmaların sonuçları spekülasyona çok açık. Hal böyleyken doktorlar, esasen 'Domates yiyenlerin kansere yakalanma ihtimali daha düşük olabilir ama kesin bir şey de söylemek istemeyiz' demeye çalışan araştırma sonuçlarını, 'Domates ye, kanseri unut' tarzı başlıklarla duyuran medya kuruluşlarına tepki duyuyorlar. Her araştırmanın bulmacanın bir parçasını oluşturduğunu ifade eden uzmanlar, medyanın bunu anlayıp daha sorumlu haber yapması gerektiğini düşünüyor. Peki o zaman okuduğumuzdan ne anlayalım diye soruyorsanız, bu konuda uzmanların bazı tavsiyeleri var. Buna göre, herhangi bir yaşam tarzının, yiyecek veya ilacın bir hastalığa etkisiyle ilgili çıkan ilk araştırma sonuçlarına hemen inanmamamız gerekiyor. Tahmin edebileceğiniz gibi basında yer alan çoğu sağlık haberi de bu kategoriye giriyor. Fakat aynı sonuçlar istikrarlı bir biçimde başka araştırmacılar tarafından da doğrulanıyorsa, o zaman şüphelerimizi korumakla beraber sonuçları ciddiye almakta fayda var. En önemlisi, kanser, kalp gibi ciddi hastalıklar söz konusu ise, hiçbir gazete haberini bir doktora sormadan ciddiye almamak şart. 'Uzmanlar diyor ki' diye başlayan haberlere dikkat! Prof. Dr. Zafer Öztek Hacettepe Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Sağlık haberlerinde yer alan araştırmaların güvenilirliği, sonuçları içeren raporun yayımlandığı yerle yakından alakalı. Güvenilir araştırmalar makalelerin uluslararası hakemler tarafından kontrol edildiği ciddi dergilerde yayımlanır. Eğitim düzeyi yüksek insanlar bile eksik veya yanlış sağlık haberleri karşısında savunmasız kalabilirken, sağlık haberlerini filtreden geçirme sorumluluğunun medyada olduğunu düşünüyorum. Özellikle 'Domates, biber kanseri önlüyor' tarzı başlıklar çok tehlikeli. Medya kuruluşlarında haberlerin güvenilirliğini ölçebilecek kadar tıp eğitimi görmüş birer sağlık danışmanı bulunması, sağlık haberlerinin de bu kişilerin onayından geçmesi gerekli. Prof. Dr. Coşkun Tecimer Florance Nightingale Hastanesi Hematoloji Uzmanı Yeni açıklanmış, klinik deneylerle test edilmemiş ve rutin uygulamaya girmemiş araştırma sonuçlarının medyada mucize tedavi ('brokoli mucizesi') olarak gösterilmesi çok yanlış. Bu tarz başlıklar medyayı ahlaki olarak çok büyük sorumluluk altına sokuyor. Dünyada binlerce araştırma yapılırken bir araştırmanın sonuçları alınıyor, 'Kanser çözüldü' denerek haber yapılıyor, bu da kanser hastalarına sahte umut aşılamaktan başka bir işe yaramıyor. Büyük medya kuruluşlarının haberleri yayınlamadan önce araştırmaların güvenilirliği, yeniliği ve önemi konusunda bir sağlık uzmanına danışması gerekiyor. Yrd. Doç. Dr. Tuğrul Erbaydar Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim üyesi Medyada çıkan sağlık haberleri üç gruba ayrılıyor. Detaylı bir araştırma sonucu uzmanlara da danışılarak yapılan 'sorumlu' haberler; 'zararlı' olarak nitelendirebileceğimiz, tutarsız ve sansasyonel olmaya çalışan haberler dışında bir de, ticari veya başka sebeplerle eksik veya yanlış bilgi içeren 'kasıtlı' haberler var. Bu haberlerde kaynak olarak bir tıp kuruluşu veya üniversite fakültesi gösterilmesi durumunda haberin doğruluğu kontrol edilebilir, yapılan araştırmanın detayları incelenebilir. Okurlar, muğlak bir ifadeyle 'Uzmanlar diyor ki' diye başlayan haberlerden uzak durmalılar. Şaraptan siyah üzüme basından seçme reçeteler Alkol kanser riskini artırıyor Alkol kanser riskini azaltıyor Kansere karşı siyah üzüm ve domates Domates prostat kanserini önlemiyor Düzenli kırmızı üzüm yemek kanseri yeniyor Aspirin kadında kalp riskini azaltmıyor Aspirin kadınların da kalbini koruyor Şarabın azı ömür uzatıyor Düzenli, makul alkol kalbe iyi gelmiyor C vitamini kanseri önlüyor, D vitamini ömrü uzatıyor Vitamin hapları ömrü uzatmıyor Antibiyotik kalp riskini azaltıyor Antibiyotik kalp riskini azaltmıyor Zeytinyağı göğüs kanserini önlüyor Kalp için ve kansere karşı pişmaniye Günde iki greyfurt kanserden koruyor Meyve-sebze yemek kanser riskini azaltmıyor Lifli ye, kanserden korun Yeşil ve lifli besinler bağırsak kanserini önlemiyor |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|