![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| Tags: ben, dundar, felluceyim |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|||
|
FeLLuceyim ben... Yıkık, harap, mağrur ve asi... Medeniyet deniLen arsız yaLanın tekzibi... İşgaLe uğradım, yağmaLandım, kana buLandım.
EvLatLarım ceset-ceset yatar caddeLerimde... Dünyanın gözLeri önünde... Sofrasında yer aradığımız bir ziyafetin zor Lokmasıyım. BarbarLarın istiLası karşısında Şarkın nefs-i müdafaasıyım. Bayramdı. Çatışma vardı. Cuma sabahı camide vuruLdum. Yerde can çekişirken buLundum. Yaradan`ın evinde, yok-eden vardı o gün... AradıkLarını söyLedikLeri kitLe-seL imha siLahLarıyLa geLdiLer. Kafama nişan aLıp, beynimi deLdiLer. DağıLdı kafam, parçaLandı yüzüm. KızıLa kesti dayandığım duvar; Kendi kanıma gömüLdüm. Fakat ne mümkün! KatiLim, benden çok önce dağıtmış dünyanın beynini... Kara bir perde inmiş AdemoğuLLarının gözüne... Görmüyor, duymuyor, ses vermiyor. Susuyor riyakarca... AsLan tarafından parçaLanan avın artığına göz dikmiş sırtLanLarın iştahıyLa... Susuyor, katLiama ortak oLma pahasına... Şimdi yaLanLar söyLeyecekLer sana... 'ÖzgürLük götürdük, onun için öLdürdük' diyecekLer. Bir tek yüzüm var, bunun karşısında koyabiLecek. Bu darmadağın, bu deLik deşik, bu kanLı yüz, feneri oLsun kör gözLerinizin... FeLLuce adını, zuLmün defterine yazın. Ve asLa unutmayın. Dönerim bir gün; mazLumun ahı gibi çıkaR geLirim. İsyanLarLa, sandıkLarLa... OLmazsa, beLime sarıLmış bombaLar, cephane yükLü kamyonLarLa... 'Terörist' diye işitirsiniz manşetLerde adımı yine; büyüğüne tapar, küçüğüne LanetLersiniz. SuçLunun savcı, mazLumun sanık oLduğu bu sefiL mahkemede, adım-adım faşizme gidersiniz. Ödersiniz bedeLini sükutunuzun... Bir gün pişman oLursunuz. İşte o gün hatırLayın beni : Ben FeLLuceyim. 21. Asrın kabristanı, insanLığın son kaLesiyim. |
|
|||
|
Enstruman seçmek için bir karar almam gerekiyordu.
Ya keman çalacaktım ya piyano; ya flüt çalacaktım ya da akordeon... Olmadı, hepsini istedim, hiçbirinden vazgeçemedim. Yıllar geçtikten sonra her enstrumanı iyi çalabiliyorum; ama hiçbirinde virtüöz değilim. Bir enstrümanla isim yapamadım. Ne kemanla tanınan bir eserim var, ne de piyanoyla.. Bütün enstrumanları iyi çalıyorum, ama kimse tanımıyor beni. Başarılı olmak için her şey değil, bir şey lazımmış. Başarı bir verişmiş; bir şeyi alabilmek için birşeyi vermek, diğerlerinden vazgeçmek gerekiyormuş. Keşke kemanı seçseydim ve diğerlerinden vazgeçseydim. Karıma da hayatı zindan ettim, sevgililerime de... Hiçbirinden vazgeçmedim. Yani... Evlilik sadece birisi için karar almak ya, diğerlerinden vazgeçmek... işte evlenirken ben bunu anlamadan evlenmişim. Evlendikten sonra başka kadınların da olduğu bir hayatı yaşamaya Devam ettim. İçlerinden bazılarını daha çok sevdim; ama ne onlardan birinde, ne de karımda karar kılabildim. Yıllar sonra şimdi yapayalnızım... Ne karım kaldı, ne de diğerleri... Keşke birini gerçekten seçebilseymişim, ama, yapamadım. Tıpkı enstruman seçimi gibi hepsini istedim ve sonuçta elim boş kaldı. Almak için bırakmak gerekiyormuş. Dolu dolu boş yaşamak. Hayatım boyunca yapacak çok işim oldu; hepsini yapmayı istedim. Hangisinde 'en iyi' yim? şimdi bakıyorum, kazananlar, başarılı olanlar hep bir tek şey yapmışlar. En iyi olmak için önce seçmek ve diğerlerini bırakmak gerekiyor. İş te de böyle, özel yaşamda da... Bu seçimi yapmamız gerekiyor; çünkü mutlaka bazıları daha uygun... Bir ara ekonomik sıkıntıya düştüm. Tasarruf gerek. Başladım her şeyden %10 kesmeye, ne anlamsız bir uğraşmış bu. %10 daha az peynir yemek, çay içmek. Bu tasarruf çok acı verdi bana, her an hissettim. Her şeyden %10 kesmek tabiatıma uygundu tabii. Çok sonradan anladım; sadece taksiyle dolaşmayı bıraksam yetermiş! Her kalemden %10 değil, etkili kalemi bulmak gerekiyormuş. Yani, orada da seçim yapmak gerekiyormuş... Her seçim bir kaybediştir' Her tercih bir vazgeçiştir çünkü... Sabah işe gitmekle, yatakta nefis bir miskinlik fırsatından vazgeçmiş olursunuz. Kalkar kalkmaz hayat bin seçeneği dayar burnunuzun ucuna... 'Ne giysem' telaşından, öğle yemeğinde 'Ne alırdınız?' diye başucunuzda biten garsona, hangi kanaldaki filmi izlesem' kararsızlığından 'bize oy verin' diye bağırışan partilere kadar her şey, herkes, her an sizi ısrarla bir tercihe zorlar. Yastığınıza teslim olmuşsanız, belki dışarda ışıl ışıl bir günden vazgeçmiş olursunuz. Bahar esintileri taşıyan bir elbise belki o gün yaşamınızı ışıldatabilecekken ağırbaşlı bir sadeliğe karar vermekle muhtemel bir tanışıklığı tepersiniz. Belki yemediğiniz musakka, ısmarladığınız İzmir köfteden daha lezzetlidir. Ya da öbür kanaldaki film, o anki ruh halinize daha uygundur. Ama yaşam, vazgeçtiğiniz şeye ilişkin ipucu vermez. Geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yaşama şansınız yoktur. Bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse pişmanlık kaçınılmazdır. Ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir. Ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray, bazen şöhret sahnesinin parıltılı neonları da olsa, çoğu zaman gözünüz hiç arkada kalmaz. Çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz kadınla paylaşamadığınız bir saray sizin borsada kolay feda edilebilir değerlerdendir. Hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz. Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir. Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir. Can Dündar |
|
|||
|
Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın, Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın, Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün, Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun. Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın. Bir gün yalan söyleyeceksen eğer; Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret, Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın. Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın, Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak, Bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir, Kuşlar ötebildiği kadar sevimli, Bebek ağladığı kadar bebektir. Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin, bunu da öğren, SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN... . Can Yücel |
|
|||
|
Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşı evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni Diyelim için çekti bir sabah vakti Erkenceden denize gireyim dedin Kulaç attıkça sen Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan Ege denizi bu efendi deniz Seslenmiyor Derken bi de dibe dalayım diyorsun İçine doğdu belki de İşte çil çil koşuşan balıklar Lapinalar gümüşler var ya Eylim eylim salınan yosunlar Onların arasında bulacaksın beni Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya taksim ya beyazıt meydanı Herkes orda sen de ordasın Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe mutluluğa doğru Her işin başında sevgi diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Yanında ben varım CAN YÜCEL |
|
|||
|
Boş ver be yaşı başı!
gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver? şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan, sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver? koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını, gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda, ama aklını kaybedecek kadar bir aşk varsa avuçlarında bırak aksın yollarına yağ geç , yık geç, kimse inanmazsa inanmasın sen inan yüreğine hem ona geçmezse kime geçer sözün? büyü büyü.... bak ellerin ayakların kocaman, aklında maşallah yerinde, e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye. akıllı ol, yüreğin gelir peşinden, boş ver yaşı başı, aşk var mı aşk sen ondan haber ver? takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü öl gitsin... Boş ver be yaşı başı! kim tutar seni kim? kendi yüreğinden başka kim? Aklını ak da öyle git ister bir duvara, ister bir odaya, ister kıra, bayıra vur da git Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine o biri de gelir gerçekten istediğin oysa seveceksen ve öleceksen uğruna.. yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa... yaş 70'e gelse bile hayat daha bitmemiş sen mi biteceksin? çekeceksen bile bayrağı YAŞADIM ULAN DİBİNE KADAR diyemeyecek misin? CAN YÜCEL |
|
|||
|
ATEŞ VE SU
Ates bir gün suyu görmüs yüce daglarin ardinda sevdalanmis onun deli dalgalarina. Hirçin hirçin kayalara vurusuna, yüregindeki duruluga >Demis ki suya: Gel sevdalim ol, Hayatima anlam veren mucizem ol... Su dayanamamis atesin gözlerindeki sicakliga al demis; Yüregim sana armagan... Sarilmis atesle su birbirlerine sikica, kopmamacasina... Zamanla su, buhar olmaya, ates, kül olmaya baslamis. Ya kendisi yok olacakmis, ya aski... Bastan alinlarina yazilmis olan kaderi de yüregindeki kederi de alip gitmis uzak diyarlara su... Ates kizmis, ates yakmis ormanlari... Aramis suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu Bir gün gelmis, suya varmis yolu Bakmis o duru gözlerine suyun, biraz kirgin, biraz hirçin. Ve o an anlamis; askin bazen gitmek oldugunu. Ama gitmenin yitirmek olmadigini.... Ates durmus, susmus, sönmüs askiyla. Iste o zamandan beridir ki: Ates sudan, su atesden kaçar olmus.. Atesin yüregini sadece su, Suyun yüregini Sadece ates alir olmus... CAN YÜCEL |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|