Atatürk’ün müzik yasağını deldiği gece
Mekteplerde, konservatuarlarda, radyoda Türk müziğinin tamamen yasaklandığı günlerdi.
Bir gün Vasfi Rıza Zobu acele köşke çağrıldı. Trene atlayıp geldi. Otelden alınıp Marmara Köşkü’ne götürüldü. Yolda hep aynı merak aklını kemiriyordu:
“Bunca zaman aramadı, şimdi böyle birdenbire çağırmasının sebebi ne ola?”
Sofraya oturuldu. Vakit geceyarısını geçince tam da iktisadi konular görüşülürken birden Atatürk Zobu’ya döndü ve,
“- Hatırlar mısınız” dedi, “Bir piyesin başlangıcında, daha perde açılmadan bir şarkı söylerdiniz, neydi o piyesin ismi?”
“- Moliere’in Merakı komedisi.”
“- Güzel bir eserdi o.”
“- Evet efendim, muvaffak bir adaptasyondu.”
“- Hayır, hayır. Piyes için söylemiyorum, bestenin güzelliğinden bahsediyorum.”
Vasfi Rıza ürktü. Acaba Ata, ağzını mı arıyordu? “Evet, güzel besteydi” dese kızar mıydı? “Hayır” dese dalkavukluk yaptığını anlar mıydı? Duraksayınca üsteledi Atatürk:
“- Hatırlayamadınız mı, okuyamaz mısınız?”
“- Hatırımda. Okurum efendim.” Sofrada herkes şaşırmıştı. “Ne olacaksa olacak artık” diye düşündü Vasfi Rıza Bey ve yaradana sığınıp “Aaah o güzel gözlerine hayran olayım” diye başladı.
Yürük semaiyi bitirdiğinde kan ter içindeydi. Herkes bir suç işlemiş gibi önüne bakıyordu. Sessizliği bozan Atatürk oldu:
“Ne yazık ki, sözlerimi yanlış anladılar. Şu okunan ne güzel bir eser. Ben zevkle dinledim. Sizler de öyle. Ama bir Avrupalı’ya bu eseri böyle okuyup da bir zevk vermeye imkân var mı?. Ben demek istedim ki, bizim seve seve dinlediğimiz Türk bestelerini onlara da dinletmek çaresi bulunsun. Onların tekniği, ilmi, sazı, orkestrası ile. Çaresi her ne ise, mesela Ruslar ne yapmışlarsa, biz de Türk musikisini milletlerarası bir sanat haline getirelim. ‘Türk’ün nağmelerini kaldırıp atalım da sadece Batı milletlerinin hazırdan musikisini alıp kendimize maledelim, yalnız onları dinleyelim’ demedim. Ama ortalığı öyle bir velveleye verdiler ki, ben de bir daha lafını edemez oldum.”
Sözlerini bitirince Zobu’yu yanına çağırdı, sır verirmişçesine:
“- Kaç zamandır seni niçin çağırtmadım biliyor musun” dedi,
“- Bendeniz de anlayamamıştım efendim.”
“- Korkumdan” diye güldü Atatürk, sonra da kadehi işaret edip ekledi:
“- İçki bu, belki dayanamam, ‘Hadi bir şarkı söyleyelim’ derim de alemin diline düşerim diye. Ama bu akşam artık perhizi bozduk.”
(Can Dündar)
__________________
BaNa YaNLıŞ SaDeCe Bir Kez YaPıLır . . .
HaYaT BeNiM DeĞiL Mi DiLeDiĞiMe RoL VeRiRiM DiLeDiĞiMe YoL ! ! !
|